Durmitor National Park

Žabljak

Karadağ gezi notlarım birkaç kısımdan oluşacak. Bizim Karadağ turumuz Žabljak ile başladı. Gündüz Mostar’da gezdikten sonra akşama doğru yola çıkmıştık ve anca saat gece 02:00 gibi Žabljak‘ta olabildik. Gitmeden önce Booking’ten kalacağımız yerle iletişime geçerek geç geleceğimizi söyledik, sağ olsunlar bizi ev sahibinin oğlu Alexander bekledi. Gece o saatte gitmemize rağmen bize hemen Türkiye ile ilgili sorular sordu. Karadağ ve Sırbistan’da baskete yoğun bir ilgi var ve Fenerbahçe’de Euro Cup’ta birkaç senedir final oynadığı ve hocası da Sırp olduğu için oldukça tanınıyor. Zaten insanların boyları çok uzun basketle ilgilenmeseler garip olurdu. Alexander ile biraz sohbet ettikten sonra günün yorgunluğuyla uyumak için hemen odamıza geçtik. Sabah erken kalkıp Durmitor National Park‘ı ve çevredeki diğer yerleri gezecektik.

Unutmadan Booking rezervasyonunda yazan ücreti, sabah erken çıkacağımız için akşam geldiğimizde direkt ödedik. Sırbistan ve Karadağ’da genelde konaklama ücretine ek olarak şehir vergisi ve temizlik gibi ücretlerde alınıyor. Ama gözünüz korkmasın 3-4 euroyu geçmiyor. Kaldığımız yere 4 kişi toplam 28.2 Euro ödedik. Kalabalık olduğumuz için rezervasyonları ev-apart tarzı yerlerden yapmaya çalıştım. Evin bir katı bize aitti ve bir çift kişilik yatak ile yatağa dönebilen çekyat bulunuyordu. Ayrıca mutfak,duş ve banyo var. Tatilinizi uyguna getirmek istiyorsanız ve lüks düşkünü değilseniz oldukça uyguna geliyor. Kaldığımız yeri buraya ekliyorum Apartments Andela belki işinize yarar. Bu da Booking üzerinden %10 indirim alacağınız referans linkim . İndirimden faydalanmak için link üzerinden rezervasyon yapıp konaklamanız yeterli. Tutar konakladıktan sonra, tanımlamış olduğunuz kartınıza iade ediliyor.

Zabljak’ta alışveriş yapabileceğiniz büyük bir market bulunmakta, fiyatları da gayet uygun (1lt Kola 0.66 Euro, Tuborg bira 0.75 Euro). Bu market ve Eko benzin istasyonlarını daha sonra diğer yerleşim yerlerinde de görünce büyük bir zincir olduğunu anladık. Benzin fiyatları dağda da şehirde de aynı fiyattı. Biz dağlık yer diye önceden alışveriş yapıp gitmiştik ama burayı görünce epey şaşırdık tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bir market. Bölge de epey dağ evi var. Bütçenize uygun yer bulmak konusunda çok sıkıntı yaşamazsanız. Eğer Karadağ’a gidiyorsanız bu bölgeye muhakkak uğrayın, size unutulmaz anlar yaşatacağına garanti verebilirim.

Durmitor National Park

Sabah kahvaltımızı yapıp Durmitor National Park‘a doğru yola düştük, kaldığımız eve 15 dakika uzaklıktaydı. Eğer arabanız varsa konaklama seçenekleri sizin için daha uygun ve çeşitli olabiliyor. Tam merkezden pahalı yerler tutmak yerine az daha dışarıdaki ucuz yerleri de listenize ekleyebilirsiniz. Durmitor’a giderken markete uğradık, su ve birkaç tane enerji barı aldık. Yine arabamız olduğu için (: suyu ufak almak yerine 5lt alarak bu dertten de kurtulmuş olduk. Tam gaz Durmitor’a derken zaten yol bitti. Aracı otoparka park edip gişeye yöneldik. Durmitor National Park için kişi başı 3 Euro, araç içinde 2 Euro ücret ödedik. Park için rehber kitap ücreti 5 Euro. Ben gezeceğimiz yerleri haritadan çıkardığım için ihtiyaç duymadım.

Çam ağaçlarıyla çevrili harika bir yoldan Black Lake (Crno Jezero)‘e doğru yürümeye başladık. Sabahın erken saatleri olmasına rağmen bizden başka gelenlerde vardı.  Aşağıda bölgede gezdiğimiz yerlerin haritasını paylaşacağım. Beğendiğiniz yerleri rotanıza ekleyebilir, sorularınızı yorum bölümünden sorabilirsiniz. Black Lake (Crno Jezero)‘e ulaştığımızda bizi harika bir manzara karşıladı. Önümüzde uzanan göl çam ağaçlarıyla çevriliydi ve tam karşımızda tüm heybetiyle harika bir dağ görünüyordu.

Durmitor National Park, Karadağ’ın alpleri olarak tanınıyor.  Black Lake (Crno Jezero) çevresinde bir çok yürüyüş parkuru mevcut. Vakit ve performansınıza göre size uygun olanını seçebilirsiniz. Bazı yollarda sizi orman öylesine içine çağırıyor ki kaybolmak istiyorsunuz. Referans noktası olarak başladığınız yeri aldıktan sonra göl etrafında 1 saatlik bir yürüyüş yapıp tekrar başladığınız yere dönebilirsiniz. Ormanın içinde bitki ve ağaç türleri, kuş türleri ve bölge de yaşayan diğer canlılarla ilgili bilgilendirme tabelaları mevcut. Bazı yollar sizi çok süprizli yerlere çıkarabiliyor. Bir yoldan ağaçların arkasına saklanmış ufak bir göle çıkabilirken başka bir yoldan küçükken resim derslerinde çizdiğimiz nehir kenarındaki böyle şirin bir evle karşılaşabiliyorsunuz. Durmitor National Park yine içinde bir çok şelaleye de ev sahipliği yapıyor. Tabelalardan gerekli yolu takip edip bu güzelliklerin de tadını çıkarabilirsiniz.

Tavsiyeler; biz yürüyüşün bir kısmında yağmura yakalandık ama ağaçlar çok sık olduğundan ağaçların gölgesinde çok fazla ıslanmadık. Siz yine de yağmurluk almayı ihmal etmeyin ve yürüyüş ayakkabınızın olduğundan emin olun. Yollar çok sıkıntılı değil fakat daha konforlu bir yürüyüş için yürüyüş ayakkabınız olsa iyi olur. Durmitor National Park 18 adet buzul gölüne ev sahipliği yapıyor. Black Lake (Crno Jezero) bunların en büyüğü ve ünlüsü. Diğer göllere gitmek için ufak çaplı yürüyüşler şart. Eğer bu bölgede bir kaç gün vakit geçirecekseniz burada yapabileceğiniz bir çok aktivite mevcut. Bölgeyi yürüyerek gezebilir, çok tavsiye edilen Bobotov Kuk zirvesini çıkabilirsiniz. Yürüyüşler için yanınıza mutlaka su ve enerji verici besinler alın. Doğa sizi öylesine içine çekiyor ki bölgeden ayrılmak istemiyorsunuz. Mümkünse termosunuza çay veya kahve yapıp yanınıza alın, öyle güzel manzaralara şahit oluyorsunuz ki oturup bir şeyler içerek seyretmek bile çok büyük bir keyif veriyor.

Đurđevića Tara Bridge

Durmitor National Park‘taki turumuz bittikten sonra diğer merak ettiğimiz yer olan Đurđevića Tara Bridge‘e doğru yol aldık, buraya uzaklık yaklaşık bir saat. Đurđevića Tara Bridge, Tara Kanyon‘unda bulunuyor ve Tara Nehri‘nin 170m üzerinde kurulu. Tara Kanyon‘u derinlik olarak Grand Kanyon’dan sonraki dünyadaki en büyük ikinci kanyon. Burada köprünün hemen yanında kurulu olan zipline hatlarında zipline (Kişi başı 15-20 Euro civarı) veya Tara Nehri‘nde Rafting yapabilirsiniz. Köprünün hemen girişinde otoparklar mevcut, biz aracımızı park edip cafelerden birinde güzel manzaraya karşı çayımızı içtik, fotoğraflarımızı çektik ve Đurđevića Tara Bridge‘i yürüyerek geçip geri döndükten sonra bir sonraki noktamız olan Biogradska National Park için yola düştük.

Biogradska National Park – Biogradska Gora

Biogradska National Park‘ı rotama eklemeye Karadağ’lı bir local sayesinde karar verdim. O kişiyi de bana Sırbistan’lı başka birisi önermişti (: . Normalde günlük planımız Durmitor National Park ve Đurđevića Tara Bridge‘ten oluşuyordu. İyi ki de eklemişim, iyi ki de gitmişiz oraya. Biograd Gölü 1.094 metre yükseklikte 228.500 metrekarelik bir yüz ölçümüne sahipmiş. Biogradska National Park‘a yaklaştığımızda sağanak yağmur başlamıştı. Temmuz ayında gelmemize rağmen 2 gündür yaz yağmurları peşimizi bırakmıyordu 🙂 . Olsun dedik vurduk kendimizi yola. Parkın girişine geldiğimizde daha sonradan epey güldüğümüz bir şey yaşadık. Araç geçişi için kapalı olan kapılar açıktı, biz de herhalde giriş ücretsiz diye arabayı sürdük içeri. Girdikten sonra gişenin açık olduğunu fark edip görevlinin yüz ifadesini görünce epey güldüm, görevlinin yanındaki ufak çocukta gülmeye başladı. Durmadan yukarı doğru sürmeye başladık aracı, çıkışta ücretini verdik. Yaşlı kadında kendisinin kapıyı açık unuttuğu için epey özür diledi kendi dilinde tabii, ama vücut dilinden her şey anlaşılıyordu 🙂 .

Biograd Gölü‘ne geldiğimizde yağmur hala dinmemişti, Bu kadar yükseklikte bu büyüklükteki buzul gölü insanı şaşkına çeviriyor. Aracı park edip yağmurun biraz dinmesini bekledik. Baktık dinecek gibi değil giydik yağmurlukları indik ve gölün girişindeki tahta iskeleye çıktık. Burada gördüğümüz manzara tarif edilemezdi gerçekten. Bu yüzden aşağıya fotoğrafını bırakıyorum. Çam ağaçlarının çevrelediği büyük göl, yine dağ manzaralıydı, yağmurla beraber beliren sisle manzara inanılmaz güzeldi. Burada iskelede duran tahta botlarda manzaraya ayrı güzellik katıyordu. Yağmur şiddetini azaltmaya başladı, biz de bot için plan yapmaya başladık. Görevliye sorduktan sonra 1 saati 8 Euro’dan kiralayabileceğimizi öğrendik. 4 kişi olduğumuzdan kişi başı pek bir şey düşmüyordu, can yeleklerimiz ve küreklerimizi alıp bota yerleştik ve bu bakir doğanın içinde bu sefer göl üzerinde yol almaya başladık. Kısa sürede epey açıldıktan sonra ilerilerde daha güzel yerlerin olduğunu gördük. Buralara karadan da yürüyüş yolları bulunmakta, biz farklı bir tecrübe edinmek adına bot kiralamak istedik. Ufak bir kara parçasını döndükten sonra suyun üstünde sisli bir alan belirdi, kendi aramızda aşağı dökülen şelaleye geldik geyikleri yaparak oraya doğru yol almaya başladık. Yaklaşınca o sisin içinde oluşan görüntü çok güzeldi.

Gölde epey keyifli vakit geçirdikten sonra botu teslim ettik ve dönüş yolumuz Zabljak için tekrar yola koyulduk. Yolda tekrardan Đurđevića Tara Bridge‘ten geçerek son kez görme şansı yakaladık. Gelirken rahatça indiğimiz yol şimdi bize biraz eziyet edecekti. Yol boyunca, Tara Kanyon’u ve Nehri bize eşlik ederken, otostop çeken iki gezgini (Lisa ve Thomas’ı) de aracımıza alarak (zaten 4 kişiydik fakat aynı yere gittiğimiz ve yolda çok uzun olmadığı için aldık, sonuçta biz de yoldaydık aynısı başımıza gelebilirdi) manzaranın keyfini beraber çıkardık. İkisi de Fransız olan arkadaşlarımızla Zabljak’a gidene kadar sohbet ettik. Gördüğümüz ve görmek istediğimiz yerler üstüne konuşup birbirimize önerilerde bulunduk. Güzel sohbetten dolayı yol nasıl bitti anlamadık, şehir merkezine gelince hem onlar hem biz oldukça acıkmıştık ve birbirimize şans dileyip ayrılıp kendi planımıza devam ettik. Merkezde biraz dolandıktan sonra bir pizzacıya girip hem Dünya Kupası maçını seyrettik hem de günün yorgunluğu yediğimiz pizzayla attık. Balkan turuna çıkmadan önce fiyat konusu çok abartıldığından gözüm korkmuştu, ama bana gayet normal geldi. Orta boy pizzaya 5 Euro verdik ki bunu da bitiremeyip kalanını paket yaptırdık. Ülkemizle kıyaslayınca çok ufak bir pahalılık var ama tatilde olduğumuzdan dolayı o kadar da takılmamak gerekiyor.

Bu gece dün kaldığımız yerde, yer olmamasından dolayı hemen karşısındaki daireyi kiraladık. Burası konumu harita da yanlış gösterdiğinden biraz karışıklık yaşadık ama dün kaldığımız yerdeki Alexander’a sorduk ve bize yeri bildiğini söyleyerek tarif etti ve yeni dairemize yerleştik. Aparment Dile‘ye de 4 kişi 38 Euro ücret verdik. Güzelce dinlendikten sonra yarın sabah erkenden Perast, Kotor, Budva için yola düşecektik. Aşağıdaki haritadan gittiğimiz ve gidemeyipte yazı da bahsedip önerdiğim yerleri pinledim. Aklınıza takılan herhangi bir şey için yazmaktan çekinmeyin. Sonraki yazımda görüşmek üzere 🙂

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir