Kotor Gezilecek Yerler

Kotor Kalesi

Bir önceki yazımda Zabljak bölgesinden bahsetmiştim. Karadağ’da ikinci durağımız olan Kotor ve çevresindeki yerleri gezmek için Zabljak’tan sabah erkenden yola düştük. 4 saate yakın bir yol bizi bekliyordu ve öğlen aşırı sıcaktan etkilenmemek için erken çıkmaya karar verdik. Gezeceğimiz yerler yürüyerek gezileceğinden dolayı bugün epey yorulacaktık. Zabljak’tan Kotor’a doğru inerken, gece yarısı geldiğimiz bu bölgeyi doğru düzgün görememiştik. Gün ışığında gerçekten çok güzeldi, yemyeşil doğa, göller ve dağlar şehre inene kadar bize eşlik etti. Yolun başında çok güzel sis vardı fakat bu yol almakta bizi biraz etkiledi :). Zabljak bölgesinde bir diğer dikkat çekici unsursa bazı tünellerin ortasında boşluklar bulunuyordu. Dağlar tünelin bir kısmını kapatıyor bir kısmı açık kalıyordu ve yer yer tünel içinde yukarıdan akan sulara denk geldik :).

Adriyatik Denizi’ne yaklaştıkça yeni göreceğimiz yerlerin heyecanı da artmaya başladı. Virajlı yollardan sonra deniz içinde ufak adacıkları gördük ve sonra uçsuz bucaksız Adriyatik önümüzdeydi. Yol üstünde ufak bir mola verip biraz benzin aldıktan sonra ilk durağımız olan Perast’a gelmek üzereydik.

Perast

UNESCO koruması altında olan bu Orta Çağ köyü çok ufak, kısa sürede gezilebilir olduğundan rotamıza eklemiştik. Burayı gezmek için üst kısımda aracımızı ücretsiz bir şekilde park ettik ve merdivenlerden inerek keşfe başladık. Burayı baştan sona gezmek en fazla 20 dakikanızı alır. Müze, kilise ve karşısında bulunan iki adaya da gitmek isterseniz 2-3 saatte tahminimce hepsini yapabilirsiniz. Karşı da bulunan iki adadan birinde Kayaların Leydisi bulunuyor. Bizdeki Kız Kulesi gibi teknelerle ulaşılabilen bu adanın yanında ise eski bir kilise olan Sveti Juraj Katolik Kilisesi var. Marina’nın yanında tur isteyip istemediğinizi soran bir kaç kişiye denk geliyorsunuz, isterseniz 5 Euro gibi bir ücretle buralara gidebilirsiniz.

 

Perast gerçekten küçük bir yer fakat manzarası harika. St. Nikola Kilisesi arkasında Adriyatik deniziyle beraber dağlar bu Old Town’a ayrı bir hava katmakta. Uzun süre Venediklilerin himayesi altında kalan bu bölge de mimari gerçekten çok güzel, bu da neden UNESCO korumasına girdiğini açıklıyor aslında. Kotor’a 15 dakika uzaklıkta olan bu yeri listenize eklemelisiniz. Kotor’dan buraya saatlik minibüsler bulunuyor, aracınız yoksa bile bu şekilde gidip gelebilirsiniz. Hatta havalar çok sıcak olmazsa bisiklet kiralayıp bile gelinebilir 🙂

Kotor Kalesi (Kotor Fortress, Castle of San Giovanni)

Çok vakit kaybetmeden Kotor’a gelerek öğle sıcağına kalmadan Kotor Kalesi’ne çıkmak istiyorduk. Arabamızı hemen bir otoparka saati 1.2 Euro’dan bıraktık. Sularımızı ve atıştırmalıklarımızı çantamıza atarak kaleye doğru yürümeye başladık. Old Town’a girdiğimiz andan itibaren Perast’ta gördüğümüz mimarinin daha yaygını burada hakim. Kapılar, pencereler, duvarlar hepsi birbiriyle uyum içinde ve dokunulmamış, bozulmamış buranın yapısı. Normalde şehirleri sevmem ama burası kendine hayran bırakıyor. Burada yapacağınız en güzel şey sokak sokak gezip, kaybolmak 🙂

Şunu da belirtmeliyim ki vizesiz, Türkiye’ye yakın böyle güzel bir yer olunca da haliyle Kotor’da bir sürü Türk görebiliyorsunuz. Sadece turistte değil, buranın esnafında da çokça Türk’e denk geldik. Burada hediyelik eşya satan bir yerde denk geldiğimiz Türk bir kadına Kotor Kalesi’ne ücretsiz girişi sorunca, bize güzelce tarif etti. Ben de tabii sizinle paylaşacağım 🙂 Şöyle ki geçen senelerde kaleye giriş 3 Euro iken bu sene 8 Euro olmuş. Biz de bu sebepten ücretsiz girişe yöneldik 🙂 Aşağıda tüm gezilecek yerleri paylaşacağım haritada giriş yapılan noktayı işaretleyeceğim. Offline haritanızda buraya gelip giriş yapabilirsiniz. Normalde girişte bir gişe var ve çalışmıyor, burada bekleyen bir görevli sizden ücret alıyor. Biz ücretsiz yerden girip dönüşte buradan çıktık ve herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Ücretsiz girilen kısımda merdivensiz zik zaklı bir yol sizi bekliyor, bence burada yürümek merdivenli yere göre daha rahat. Sizinle beraber buradan giren başka insanlar da göreceksiniz ve bu yol bir yerden sonra merdivenlerin olduğu kısma bağlanıyor. Dönüşte içeride aşağıda kalan kiliseye de uğrayabilirsiniz.

Kotor Kalesi’ne biz yaklaşık 40-45 dakikada çıktık. Buraya çıktıktan sonra burada dinlenmesi, fotoğraf, atıştırma manzara derken 1 saat harcayabilirsiniz. Çünkü epey emek verip çıktığınız bu harika manzarayı kolayca bırakıp inesiniz gelmiyor 🙂 Çıkınca doya doya seyredin, Avrupa’nın en güzel manzaralarından biri olduğu rivayetleri var. Çok haksız sayılmazlar sanırım çıkınca kendiniz karar verirsiniz çünkü fotoğraflar da her şey net olmuyor 🙂 Kotor’a sürekli gelen Cruise’yi de buradan aşağıdaki fotoğrafımda solumda görebiliyorsunuz. Bizim kaleye çıkışımız öğlene yakın saatlerde olduğu için yoğun bir sıcaklık altında epey terleyerek çıktık. Bizim Kotor planımız günübirlik olduğundan ve akşam Arnavutluk’a geçeceğimizden saat konusunda en iyi tercihimiz bu oldu. Vaktiniz yeterli ise sabah erken veya akşam buraya çıkmak daha kolay olacaktır. Üstelik sabah erken ve akşam belli bir saatten sonra güvenlik yerinde olmadığından kaleye normal girişten de girebilirsiniz. 🙂

Yanınıza mutlaka yeterli miktarda su alın çok su kaybedeceksiniz. Yol üstünde de ara ara su ve meşrubat satan satıcılar var, unutursanız da onlardan alabilirsiniz, fiyatları fahiş değildi. Biz çıkarken sıcak olduğundan deniz şortlarımızı giyerek çıktık ve yolun belli bir kısmından sonra tişörtlerimizi de çıkardık. Kalenin tepesine geldiğimizde gözlerim kendi terimden dolayı epey yandı. 🙂 Güneşten çok etkileniyorsanız şapka ve koruyucu krem kullanmayı ihmal etmeyin, çünkü yol boyunca epey yanacaksınız.

 

Kotor Old Town

Kotor şehri zamanında Osmanlı tarafından kuşatılıp bir türlü alınamamış. Alınsaydı muhtemelen bugünkü görüntüsünden pek eser kalmazdı. Kotor Old Town bir kale içinde ve etrafı da dağlarla çevrili olduğundan fethedilmesi oldukça zor bir yer. İki büyük deprem de oldukça hasar alan bölge tekrar eski yapısını korumayı başarmış. Kotor Kalesi’nden indikten sonra direkt zaten Old Town’ın içine çıkıyoruz ve burada St. Tryphon Katedrali, St. Nicholas Kilisesi gibi önemli yerleri geziyoruz. Old Town Perast kadar olmasa da yürüyerek kısa bir zaman diliminde bitirebileceğiniz büyüklükte. Burada rahat rahat dolaşın sokakların güzelliğini doya doya yaşayın. Bir çok restoran, cafe, bar ve hediyelik eşya alabileceğiniz bir çok mekan bulunmakta. Ben sıcakta yemek yemeği çok sevmediğimden dondurmayla geçiştirdim 🙂 Temmuz ve Ağustos ayları buranın sezonu olduğundan hem çok sıcak hem de diğer aylara göre daha kalabalık, ama kalabalık o kadar gözünüzü korkutmasın İstanbul gibi bir yerden bahsetmiyorum.

Budva Old Town

Kotor’dan sonraki durağımız elbette Budva oldu. Sıcaktan oldukça bunaldığımız için ilk önce Budva Old Town’a uğrayıp bir şehir turu yaptık. Burası oldukça küçük olduğundan çok vakit kaybetmeden hızlıca gezebilmeniz mümkün. Buradan İşkodra Gölü planımız vardı fakat ilk önce Adriyatik Denizi’nin tadını çıkarmak için Kamenovo Beach’e gittik. Plaja giriş ücretsiz. Budva deniz turizmi açısından çok tercih edilen bir yer. Bir çok yerden insanlar buraya geliyor ve yolda tepe noktasına ulaştığınız bir yerde plajların doluluğunu net bir şekilde görebiliyorsunuz. Biz görece daha sakin, denizin güzel olduğu ve ücretsiz olması yönünden Kamenovo Beach’i tercih ettik. Plajlarda şezlong ve şemsiye fiyatları oldukça pahalı. Para vermek istemiyorsanız alternatif çözümleri düşünmenizde fayda var.

Otopark için 4 Euro civarı bir fiyatla arabamızı park ettik. Bir kaç saat boyunca Adriyatik’in tadını çıkartıp oldukça keyifli bir zaman geçirdik. Daha sonra gün batımı için planımızda olan İşkodra Gölü’ne doğru yola çıktık. Buradan yol yaklaşık bir saat sürmekte ve giderken Sveti Stefan’ı yukarıdan görme şansınız bulunmakta. Eğer buraya gitme düşünceniz varsa yakınlığından Kamenovo Beach’ten sonra gitmeniz daha doğru olacaktır. Biz İşkodra Gölü’nden sonra Arnavutluk’a Podgorica üstünden geçtiğimiz için bir daha bu yola girmedik. Sveti Stefan’a giriş normalde yasak eğer oradaki pahalı otel veya restoranlarda rezervasyonunuz yoksa. Ama yakınında bulunan yerlerden yol üstüne arabanızı park edip fotoğraf çekmeniz elbette mümkün.

İşkodra Gölü’ne gelmeden bir başka görmek isteyeceğiniz yer Lovcen National Park olabilir. Burası manzarası ve dokusu itibariyle turistler tarafından oldukça rağbet gören bir bölge ve ne yazık ki İşkodra Gölü’ne giderken bir yerden sonra yol ikiye ayrılmakta ve bu iki yol birbirinin tamamıyla tersine gitmekte. Biz hakkımızı,güzel manzarayı Kotor Kalesi’nde gördüğümüzden daha çok görmek istediğimiz İşkodra Gölü’nden yana kullandık. Eğer bunların hepsini yapmak istiyorum derseniz bir günün yeterli olmayacağını söylemek zorundayım. Yerler kuş uçuşu birbirine çok yakın olsa da dağlık ve bol virajlı yapıdan dolayı çok yakından gözüken yerler bile saatler sürebiliyor. İşkodra Gölü’nün en güzel manzarası Pavlova Strana izleme noktasını da aşağıdaki haritaya ekledim.

Buradan sonra İşkodra Gölü boyunca uzunca bir yolu takip edip Arnavutluk sınırına ulaştık. Sınırdan sorunsuz geçip, geceyi geçireceğim Tiran’a doğru yol aldık. Arnavutluk tüm Balkan gezisi boyunca tek bir an önce gitmek istediğim yer oldu. Evinde kaldığımız ailenin kızı İstanbul’da doktorluk okuduğundan bize karşı oldukça yardımsever ve sıcaktılar.

Konaklamanızı Booking üzerinden yaparsanız referans kodumla ödediğiniz ücretin %10’unu alabilir. Bana da katkıda bulunabilirsiniz.

Aşağıdaki video yerler hakkında biraz daha fikir edinmeniz açısından iyi olacaktır.

Gittiğimiz ve gidemeyipte önerdiğim yerleri bu haritada pinledim bunu kullanarak, kendinize kolayca bir rota çizebilirsiniz. Kotor Kalesi’ne ücretsiz yerden girebileceğiniz yeri de harita da işaretledim. Görüş ve önerilerinizi yorum kısmında belirtmekten çekinmeyin. Güzel bir gezi dilerim (:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir