Makedonya Gezi Notları

Yugoslavya dağıldıktan sonra, bağımsızlığını ilk tanıyan Türkiye‘dir. Yunanistan‘la yaptıkları anlaşma sonucu ise ismi son olarak Kuzey Makedonya Cumhuriyeti olarak değişmiştir. Kuzey Makedonya, Balkanlar‘da bir ülkedir. Başkenti ve en büyük şehir Üsküp, en turistik noktası ise Ohri’dir. Makedonya Türk Vatandaşlarından Vize istememektedir.

Makedonya’da Gezilecek Yerler

Aşağıdaki haritadan belirttiğim yerlere bakarak rotanızı çizebilirsiniz.

Makedonya Para Birimi

Makedonya’nın para birimi Makedonya Dinarı’dır. Üsküp’te Hamza Döner’in karşısındaki döviz bürosunda, Ohrid’de de yine çarşıda döviz bozdurup harcamalarımızı Makedonya Dinarı üzerinden yaptık.

Makedonya’da Dil

Makedonya’nın resmi dili Makedonca ve Arnavutça’dır. Ülkede çok sayıda Arnavut yaşamakta, hatta yaşadıkları bölgelerde Arnavutluk bayraklarını sıklıkla görmektesiniz. insanların bir çoğu Türkçe bilmekte, Makedonya’da konuşulan Türkçe’ye Üsküp Türkçesi diyorlar. Balkanlarda dil konusunda en rahat olacağınız ülke Makedonya’dır.

Makedonya’da Konaklama

Makedonya’da ev ve otel fiyatları oldukça uygun. Biz Makedonya Üsküp’te, Gordana’s House‘ta sadece bir gece kaldık. Aşağıdan bütçenize uygun fiyatlarda konaklama rezervasyonu yapabilirsiniz. Yapacağınız rezervasyonlarda ön ödemesiz, ücretsiz iptal gibi seçeneklerin olduğuna emin olun ki herhangi bir iptalte ücret ödemek zorunda kalmayın.

Makedonya Konaklama Fırsatları

Booking.com

Makedonya Uçak Bileti

Makedonya’ya, İstanbul’dan Üsküp’e, THY ve Pegasus’un karşılıklı uçuşları bulunmaktadır. Makedonya’ya giderken uçuşunuzun tek yön olmadığından emin olun. Çünkü ülkeye alınmayabilirsiniz. Yanınızda mutlaka konaklama bilgileriniz ve dönüş biletinizin çıktısı olsun.

Makedonya’da Ulaşım

Makedonya’da Üsküp ve Ohri’de yerel ulaşım seçenekleri olan otobüsleri kullanabilirsiniz. Buradaki otobüsler İngiltere’deki otobüsleri andırıyor. Biz arabayla gezdiğimiz için toplu ulaşımı hiç kullanmadık. Üsküp’ten Ohri’ye gitmek için Balkan Viator sitesinden bilgi alabilirsiniz.

Makedonya Turları

Üsküp Turları

Ohri Turları

Balkan Turu rotamızda Kotor’dan sonra Makedonya bulunuyordu. Makedonya’ya Karadağ’dan direkt geçilemediği için biz de Ohrid’e yaklaşmak adına Karadağ’dan sonra Arnavutluk’a geçerek akşam burada kaldık. Ertesi sabah erkenden Ohrid’e doğru yola çıkarak Makedonya maceramıza başladık.

Arnavutluk’tan çıkarken gümrük görevlileri aracımızı aramak için belirtilen bölgeye çekmemizi istediler. Kendimizden emin şekilde aracı belirtilen yere çektik. Bizden önceki araba arandıktan sonra sıra bize geldi. Genç bir polis memuru bir kaç soru sordu. Diğer yaşlı olan memur ise arabayı ararken başında durduk. Genç olanı sizin aramanızı kısa tuttuk ikimize de 5’er Euro verin dedi. Arkadaşlardan topladığım bozuklukları sadaka niyetine vereyim dedim, kabul etmedi. Dilerse istediği gibi arama yapabileceğini arabamızda sıkıntı olabilecek herhangi bir şey olmadığını söyledim. 5 Euro konusunda diretince, arkadaşım Okan kurnazlık yapıp polis olduğunu söyledi. Görevli kimlik görmek istediğini söyleyince öğrenci olduğunu belirtti. O da yavşak yavşak sırıtıp durumu kıvırmaya çalışarak, tamam gidebilirsiniz dostlarım dedi.

Arnavutluk hakkında söyleyebileceğim pek iyi bir şey yok. Evinde kaldığımız ailenin kızı İstanbul Üniversitesi’nde okuduğundan bize oldukça sıcak ve yardım severlerdi. Couchsurfing’te tanıştığım bir kişi de aynı şekilde bize karşı oldukça yardımcı olmuştu. Ama iyi ve kötü insanlar dünyanın her yerinde varlar. Bu ülkede zaten yolsuzluk almış başını gitmiş. İtalya’dan getirilen kaçak araçları her yerde görebilirsiniz. En fazla Mercedes gördüğüm yerdi sanırım Arnavutluk.

Güne böyle can sıkıcı bir olayla başladıktan sonra olaylar bitmedi tabii. Makedonya’ya girerken de başımıza toplanan gümrük memurları bizi iyice sıkıştırdı. Yanımızda ne olduğunu sordular. Balkan turu yaptığımızı belirttik ve bir şey olmadığını söyledik. Gezenlerin genelde keyif verici maddeler kullandıklarını söyleyerek üsteledi. Araçtan indik arabayı aradılar tekrar. Bu aramalarda memurların başında durmanız oldukça önemli çünkü arabanıza bir şey koyup olayların farklı yerlere gitmesine neden olabilirler. Bu tip durumlarda sakin kalıp gözünüzü dört açıp sorulan sorulara dürüstçe yanıtlar vermelisiniz.

Daha sonra memur neden Makedonya’ya geldiğimizi, nerede kalacağımızı, nereleri göreceğimizi, rezervasyonumuzun olup olmadığını sordular. Hepsini açıklayarak gezi planımızdan bahsettik. Daha sonra pasasportlarımızı onaylatarak ülkeye giriş sağladık. Sabah sabah bu kadar gerilmek yetmişti. Ohrid merkeze doğru gittiğimizde aracı park etmek için otopark bulduk. Henüz para bozdurmadığımızdan Euro’dan komisyon alacağını gördüğümüz memura para bozdurup geleceğiz dedik. Komisyon alamayacağını anlayınca epey bozuldu ve Makedonca bir şeyler söyledi. Ben de ona Türkçe bir şeyler söyledim.

Para bozdurup döndük. 2 saatlik otopark ücreti ödedik. Daha sonra manastır, antik tiyatro ve diğer önemli yapıların olduğu bölgeye doğru yürümeye başladık. Yolda yine bir kaç polis memuru bizi çevirerek pasaportlarımızı görmek istediklerini. Neden gelip, nereleri gezip, nerede kalacağımızı sordu. Aynı şeyleri anlattıktan sonra, aynı soruları tekrar tekrar sordu. Zaten sabahtan beri iyice gerildiğimden tekrar tekrar üstüne basa basa anlattım. Ohrid’i gezeceğiz daha sonra kalmak için Üsküp’e gideceğimizi söyledim. Anlamamak için oldukça çaba sarf ettikten sonra bıraktılar yakamızı. Polisler sanırım burada oldukça sıkılıyor ve sarmak için insan arıyorlar. Bu kadar saçma sapan olay yaşadıktan sonra tabii insanın doğal olarak pek gezesi kalmıyor.

Ne amaç ve hayallerle gelinen yerlerde, bu tip şeylerle bazen karşılaşabiliyor insan. İyice keyfimiz kaçmışken manastırda Mustafa Amca ile tanıştık. Kendisi burada rehberlik yapıyordu. Kendisine durumdan biraz dert yandık. O da boş verin canınızı sıkmayın dedi. Bize bölgeyi anlatan ufak bir rehber kitap verdi. Nasıl bir yol izlememiz gerektiğini güzelce anlattı. Bu şekilde, Saint Sophia Manastırı’nı, antik tiyatroyu(Türkiye’deki antik tiyatroların yanında oldukça sıradan ve sönük kalıyor.), Çar Samuel Kalesi’ni (60 Makedon Dinarı) gezerek en son sahil tarafında bulunan Ohrid’in en ünlü kilisesi olan Aziz Yuhanna Kilisesi’ni gezdik. Buraya giriş ücretli (100 Makedon Dinarı). Buradaki manzarayı görünce insan yaşadığı bütün olumsuz şeyleri unutup tekrar neden buraya geldiğini hatırlıyor. Para vermemek için Ohrid’in en güzel manzarasını sakın kaçırmayın. (:

Çar Samuel Kalesi'nden Ohrid
Çar Samuel Kalesi’nden Ohrid

Çoğu kişi bir yerleri geziyor fakat bazı şeylere para vermemek için gittiği yerin önemli yerlerini kaçırıyorlar. Sırf orada olmaktan ziyade orayı orası yapan şeyleri mutlaka görmelisiniz.

Ohrid’i gezdikten sonra sonraki durağımız Mavrovo National Park olacaktı. Fakat Ohrid’e gelmişken zamanınız varsa başka bir kaç tavsiyem daha var görmenizi istediğim. Bunlardan birisi “Bay of Bones Museum” diğeri ise Manastır şehrinde bulunan Atatürk’ün askeri liseyi okumak için geldiği okul. Burası müze dönüştürülmüş. Eğer Makedonya’da fazla vaktiniz varsa buraları görmeniz güzel olacaktır. Manastır şehrine giderken ise Baba Dağı’nı ve Pelister Milli Park’ını da görmek isteyebilirsiniz. Tüm bu yerleri yazının sonunda Makedonya rotalarından oluşan haritaya ekleyeceğim.

Ohrid’de bulunan ve Osmanlı’dan kalan camii vb. yapılarda bulunmakta. Yine bunları gezmek isterseniz Ohrid’den ayrılmadan görebilirsiniz.

Mavrovo National Park’a doğru yola çıktık. Amacımız günü burada noktalamak ve sonrasında akşam Üsküp’te akşam kalacağımız eve gitmekti. Mavrovo National Park oldukça büyük bir park ve buraya gelince bir kaç saat doğada çok güzel vakit geçireceksiniz. Maviyle yeşilin iç içe geçtiği Ulusal Park’ta zamanla sular altında kalmış bir de manastır bulunmakta. Gittikçe yükselen su miktarından dolayı eski fotoğraflarında gördüğüm halinden epey farklıydı.

Burada güzel manzarayı seyredip gezdikten sonra Üsküp’e doğru yola çıktık. Milli Park çıkışında gün batımı bütün güzelliğiyle bizi bekliyordu.

Mavrovo National Park Gün Batımı
Mavrovo National Park Gün Batımı

Daha sonra Üsküp’te kalacağımız yere giderek odalarımıza yerleştik ve bir şeyler yemek için tekrar dışarı çıktık. Merkezde Hamza Döner’de döner ayrana 120 Makedon dinarı verdik ve oldukça doyurucuydu. Daha sonra bir kafeye geçip oturarak Üsküp şehir hayatını, insanları daha yakından görme şansımız oldu. Genel olarak gençlerin bulunduğu kafe Türkiye’den oldukça farksızdı. Birçoğu nargile içiyordu. Üsküp’te Türkçe konuşan çok daha fazla insan var ve buna Üsküp Türkçesi diyorlar. Türk olmasalar da bir çoğu Türkçe anlayıp konuşabiliyor. Üsküp merkez de yine görebileceğiniz bir çok eser bulunmakta bunları ayrı ayrı yazmayacağım. Google Trips veya Maps uygulamaları açarak hepsini görebilmeniz mümkün ve birçoğu birbirine yürüme mesafesinde bulunmakta. Günün yorgunluğunu attıktan sonra ertesi gün sabah erken uyanıp Matka Kanyonu’na gideceğimizden dinlenmek üzere eve geçtik. Burada kısa bir alacak verecek hesabı yaptıktan sonra yattık uyuduk.

Sabah erken kalkıp 55 Makedon dinarına simit-poğaça ve ayranla kahvaltı yaptıktan sonra, Matka Kanyonu’na doğru yola çıktık. Makedonya yeme içme konusunda pahalı olmadığından çok fazla hesap kitaba girişmeden yeme içme işini halledebilirsiniz.

Burada en fazla para harcadığımız şey Matka Kanyonu’nda kano kiralamak oldu. 500 Makedon dinarına 1 saat boyunca kiraladığımız kanoyla oldukça güzel vakit geçirdik. Ben çocukluk arkadaşım Can’la 2 kişilik kano aldığımdan hem daha hızlı yol aldık hem de daha az yorulduk. Tek kişilik kanoyla fazla açılma şansınız olmayacaktır.

Yine burada bulunan farklı aktiviteler de mevcut. Tekne turu ile Kanyon’da bulunan mağaraya gidip etkileyici yapıları görebilirsiniz. Biz kanoyla buraya gitme şansını denemek istedik. Epey yaklaşsakta dönüş için vaktimizin yetmeyeceğini düşündüğümüzden bir yerden sonra geri döndük. Mağara kanoyla gitmek için en az 2 saatlik bir kiralama lazım veya 1 saat kanoyla gezinti yapıp daha sonra tekne turuyla da gidebilirsiniz.

Kanodan sonra burada biraz yüzerek buradaki başka bir aktiviteyi de denemiş olduk. Fakat Temmuz’un başında gitmemize rağmen sürekli su akışının olduğu bu yer oldukça soğuktu. Bir gün önce Mavrovo National Park’ta yüzen bir Norveçli’ye sorduğum su soğuk mu sorusuna aldığım cevap şuydu. Matka Kanyon’u kadar değil (: Bir Norveçli’nin soğuk dediği yer insanı biraz düşündürmeli (: Olsun farklı bir tecrübe oldu daha sonra yapabileceğiniz farklı bir aktivite ise hiking. Kanyon’da bulunan yürüyüş yolundan güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz. Biz biraz yürüyüp fotoğraf çektikten sonra geri dönüp Sırbistan’a gitmek üzere yola çıktık.

Yaz aylarında buralara gelmenin en büyük avantajı günlerin uzun olması ve bu yüzden de gün ışığından yararlanıp bir çok yeri gündüz gözüyle görebilmeniz. Güneşin sabahın erken saatlerinde doğup akşam 20:30 civarında battığını düşünün (:

Aklınıza takılan herhangi bir şey için soru sormaktan çekinmeyin.

Keyifli seyahatler.

Comments

    1. Post
      Author

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir